Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.05.2017

Bugün günlerden ALTAY!

 Yapılan aşağılama ve haksızlıklara rağmen "Döneceğiz eski günlere" diyoruz. Maç günü bile haksızlıklara uğrayan bu onurlu takıma Kocaelispor karşısında başarılar dilerim.

Eğer bugün ikinci lige çıkarsak, Antalya'ya ulaşım için 100 Otobüs sözü verip, sözünü tutmayan Vali ve Belediye Başkanı bu başarıdan kendine pay biçmesin.  Altay ne belediye takımıdır, arkasına beldiye başkanlarını ve belediyenin maddi gücünü alan ne a.ş. ne de siyasi bir projedir Osmanlıspor gibi... 14'lerin ruhuyla, kurulduğu günden bugüne halkın, emekçinin takımıdır O yüzden ki, bakanı yok onuru vardır. Gedemesek de Tv'den İzleriz.

Share:

26.09.2016

Nerdesin Spartaküs? - Stadyumların Arena Olması

Futbolla çok ilgilenmem, hatta tv'de maç izlemişliğim de nadirdir. Spor güzel şey, yapması ayrı, izlemesi ayrı zevkli. Ben Fransa Bisiklet Turunu (Tour de France) üç yıldır hiç kaçırmam.. Bisikletle gezmeyi çok severim. Konumuz bisiklet değil. 

Türkiye'de yaşayan ve 90'lı yıllarda doğan biri olarak futbol benim için Galatasaray'dı. Çünkü UEFA Kupasını almıştı. O zamanlar anlamazdım futboldan, şimdi sorsanız "ofsayt nedir?" diye cevaplayamam. Ama o zamanlar neden Galatasaraylı olduğumu biliyorum. Bütün aile Fenerbahçeli idi. O zamandan belliymiş çoğunluğun değil azınlığın yanında olduğum.

Galatasaraydan uzaklaşmam ise lise okuduğum yıllara denk gelir. "Niye Galatasaray'ı tutuyorum?" dedim kendi kendime."Benim İzmir'de yaşarken İstanbul'a  gidip maç izleme olanağım yok. Galatasaray'ın İzmir'de oynama ihtimali İzmir'e kar yağması gibi, gelse bile bilet fiyatları bir lise öğrencisi için epey pahalı, Şuan da aynı asgari ücretli bir çalışan için üç büyüklerin maç bilet fiyatı, (kale arkasından maç izlemeyi de hiç sevmem.)Şuan bir de passolig var. Yaşasın Passosuz ligler!

Geçen yıl bir kaç kez, bu yılda 17 Eylül'de maça gittim. Altay'ın maçlarına gittim. Kocaman kulübün stadı yok, maçları Buca'da oynuyor. Buca'da iki stad var, biri İlçe Stadı diğeri Buca Arena... 17 Eylül'de Tekirdağ ile oynanan karşılaşma Buca Arena'da oldu, berabere bitti. penaltıyı kaçırmak iki puanı kaybetmemize yol açtı. Hakem hataları vardı. 

Yeni yapılan stadların ve yenilenen stadlar neden arena oluyor? Boğa mı güreştireceğiz? Gladyatör dövüştürüp kazananı özgür mü bırakacağız? Anlamadım. Türkiye Arenalar ile dolmuş. Her yerde Arena, Ali Sami Yen, İnönü. Atatürk, 19 Mayıs, 4 Eylül gitti stadyum isimlerinden, stadyum ile birlikte. Arena geldi, TT Arena, Vodafone Arena Samsun Arena, Buca Arena, Antalya Arena, Timsah Arena, Sivas Arena, Torku Arena.. İzmir Atatürk Stadı kullanılamıyor. Alsancak Stadı'nın durumu ise ortada, yeniden yapılacak, Arena yapmasalar bari.

Spartaküs HeykeliArena İspanyolca'da  kumla kaplı alan demektir. Boğa güreşleri arena'da yapılır. Ve gladyatörlerin dövüştüğü alanlara verilen isim arenadır. Kölelerden oluşan, sıkı eğitimlerden geçip toplumu eğlendirmek için kurban edilen insanlardır gladyatörler. Futbolcular ve gladyatörler birbirine benzer. Futbolcular için modern zamanın gladyatörleri derler. Gladyatör müsabakaları eski zamanlarda kralların, günümüzdeki futbol ise siyasilerin, yerel ve küresel güçlerin elini rahatlatma, halkın dikkatini çekerek, yaşanan olayları manipüle ederek aktarmak için kullandığı bir araçtır. 

Gladyatörlerin isyanı; Spartaküs Trakyalı bir köledir. Gladyatör okulundan 78 arkadaşıyla birlikte kaçıp Vezüv yanardağına giderler. Burada 300 kişilik bir ordu tarafından kuşatılırlar, Romalı askerleri şaşırtıp mağlup etmişlerdir. Spartaküs, köle ve yoksullardan oluşan ordusu ile yıllarca İtalya yarımadasında bağımsız bir şekilde var olmuş ve zamanın yöneticilerine sorun olmuştur. Kendilerine karşı gönderilen sayısız orduyu yenmiş ve Roma'nın yönetim sistemini sarsmıştır.

Stadyumlar arena olmuşken, Sistemi sarsacak "aklınızı başınıza alın, endüstrileşmeye karşı çıkın" diyecek futbolun Spartaküsleri nerede? 

Kaynak:Vikipedia




  
Share:

28.06.2015

Gaziemir Sasalı - Bisiklet Yolculuğu

Sabah yedi gibi kuzenim ile birlikte bulunduğumuz ilçeden bisikletlerimizle yola çıktık. Haziran'ın yirmi yedisi olmasına rağmen bu zamanlarda havanın böyle kapalı olduğuna rastlamamıştım. Bir işin içinde ben varsam muhakkak sorun çıkacak. İki km bitmeden arka jant tam sıkışmadığı için bisikletin kadrosuna vuruyordu. Arka jantı düzeltip sıkacaktım. Yanıma açık ağızlı anahtar almayı unutunca çantamdaki pense yardımı ile jantı düzeltip başladım kadroya sıkıca tutturmaya. Yedi km daha yol aldık yine aynı şekilde arka jant başladı sürtmeye, tekrar durdum. Bisikleti kaldırıma çıkartıp sinirli bir şekilde jantı sıktım. Bu son olacaktı.

Pedallara basmaya devam. Durmak yok... Üçyol'dan Hatay tarafına gitmeye başladık. Hatay'da boyoz kokusu gelen bir fırından üçer boyoz aldık. Yan tarafındaki çay ocağına oturup birer büyük çay söyledik. Kahvaltımızı yapıp tekrar koyulduk yola. İnciraltın'a gitmeyi planlamıştık ama planımıza sadık kalamadık. Sahildeki bisiklet yolundan Konak'a doğru pedalladık. Konak iskelenin yakınlarına geldiğimizde Sasalı'ya Doğal Yaşam Parkına gitmeye karar verdik. Konak'tan vapurla Karşıyaka'ya geçtik. Üstelik bisiklete kart basmaya gerek yokmuş. İzban'a bisikletle binmek isterseniz belli saatleri var ve bisiklet içinde kart basıyorsunuz.

Karşıyaka'da vapurdan inip, bisiklet yolundan Sasalı'ya yola koyulduk. Karşıyaka'dan Sasalı'ya giderken epey zorlandık. Üstelik rüzgar da bizden yana değildi. On buçuk gibi Sasalı'ya vardık. Su alıp yirmi dakika kadar dinlendikten sonra on bir gibi Eve dönmek üzere dönüş yolculuğuna başladık. Daha kolay ve hızlı döneceğimizi düşünüyorduk, öyle oldu. Havanın kapalı olması çok şanslı olduğumuzu gösteriyordu. Güneşin altında pedal çevirmek çekilmez.

Ayaklarımızda başlayan şiddetsiz yanmalarla elli dakika gibi bir sürede Sasalı'dan Karşıyaka'ya vardık.Limanın önündeki gevrekçiden birer gevrek yanındaki büfeden soğuk bir içecek almak için bisikletten indiğimizde. yaylanarak yürüdüğümüzü fark ettim. Filmlerde ayda yürüyen insanlar gibi. Gevrek ve büfeden aldığımız soğuk ayranla iskeleden Konak vapuruna bindik. Eve gitmek için çıkacağımız varyant gözümde epey büyüdü öyle ki everest gibi geliyordu gözüme.

Varyant'ı çıkarken bisikleti en küçük vitese alıp, başladık Varyant'ı çıkmaya... Varyantın bitimine otuz metre kala pedal basamaya başladım.. Ayaklarımdaki yanma ağrıya dönüşmüştü.. Bisikletten inip otuz metrelik mesafeyi yürüdüm. Varyant bitti. Bisikleti ağaca dayayıp oturdum ağacın altına. üç-beş dakika dinlendikten sonra yola devam ettik. Varyant'tan Üçyol'a oradan yaşadığım ilçe olan Gaziemir'e doğru pedalladık. Suyu sırt çantamda taşıdığım için Paşa Köprüsü mezarlığının yakınlarında su içmek için durdum.Paşa Köprüsünden sonra bir daha durmayı düşünmüyordum ama öyle olmadı. Aktepa yakınlarında tekrar durdum. Birden şekerim mi düştü? Ne oldu bilmiyorum. Kola içtim. Üç beş dakika dinlendikten sonra yola çıktım. On beş dakika sonra etrafa ateş saçar halde evdeydim. Ayaklarım fena halde yanıyordu. 

Yetmiş beş km yol yapmışız. Bir önceki gezintimde altmış beş km yol yapmıştım. Yeni hedef doksan km. Daha fazla km yapmak üzere. Herkese iyi hafta sonları..
  
Share:

22.06.2015

Futbol

Futbolu çok severim. Çocukluğum sokakta top peşinde koşarak geçti. Dizlerim hep yara içindeydi. Belki de doksanlı yıllarda doğanlar olarak bizler, sokakta oyun oynayarak büyüyen son nesiliz.

Lise yıllarından beri bir takım tutmuyorum. ailemin çoğunluğu Fenerbahçeli.

Babam Fenerbahçeli olsa da rakip takımdaki iyi oynayan Futbolcuları destekler, iyi oynayan sporcuları. Lefter gibi mesela, Metin Oktay, Baba Hakkı, Metin Kurt.. dedemden, babamdan öğrendiğim sporculardır.

Benim desteklediğim bir isim de Bilic idi. "Futbol sosyalist bir oyundur" dediğinde benden artıları topladı.

Futbol ayrımcılığa, ırkçılığa karşı biraz Lefter Küçükandonyanis'tir. Milli takımımızda onlarca gol atmıştır Lefter. Metin Oktay'dır biraz, Göztepe'nin Galatasaray'ı 1-0 yendiği bir maç sonrasında kendisini markaja alan ve maç boyunca nefes aldırmayan 18 yaşındaki defans oyuncusunun Metin Oktay ile fotoğraf çektirmek istemesi üzerine, Metin Oktay "Sen benimle değil, ben seninle resim  çektirmek istiyorum demiştir". Fenerbahçe ile şeref stadının çamurlu ortamında oynanan Fenerbahçe Beşiktaş maçında iki farkla Beşiktaş galiptir. Maçın ortasında Beşiktaş atakları art arda devam ederken orta sahada Fenerbahçe kaptanının yanına gelerek " Arkadaşlara söyle biraz maça asılsınlar, bu maçın zevki böyle çıkmaz" diyen Baba Hakkı'dır futbol. Futbol alanında ilk kez sendikal faaliyet başlattığı için spordan afaroz edilen Metin Kurt'tur birazda.

Onların oynadığı dönemler belkide futbolun içine bu kadar piyasacılık girmemişti. Belki de aynı bugünkü gibidir, bilmiyorum. İki takım taraftarlarının yan yana karşılaşmaları izlediği dönemlerde yaşamadım. Tekrar öyle olmasını isterim.

Futbol da dayanışmadır zaten. 1932 Büyük İstanbul yangını sırasında Fenerbahçe'nin ana kulüp binası, antereman sahası yani Fenerbahçe'nin bütün varlığı tek günde kül olur. Fenerbahçe'nin de iki gün sonra Selanik ile maçı vardır. İki gün sonra maça çıkmaları lazım. Futbolcular borç alarak Fenerbahçe forması yaptırırlar. Taksim Spor, Beşiktaş gibi İstanbul'un ünlü kulüpleri Fenerbahçeye yardım toplarlar. Bu haberi duyan futbolcuların yüzü biraz gülümser. Fakat bir çok futbolcu kendi evi barkı da yandığı için maça gelemez. Selanik karşısında maça çıkmak için soyunma odasında Fenerbahçe bekler. Soyunma odasının kapısı birden açılır, kapıyı açan kişiye Fenerbahçe kaptanı Fikret Arıca dikkatli şekilde bakar. Gözlerini kapıdaki gençten alamaz ve "Sizin burada ne işiniz var" der. Kapıda görülen Galatasaray'ın bugün bile Aslan lakabıyla anılmasının sebebi Galatasaray kaptanı Nihat, Aslan Nihat Bey ve yanında beş Galatasaraylı dostu kapıda dururlar, Aslan Nihat Bey " Fikret siz bu haldeyken biz evimizde oturamazdık. Eğer arkadaşlarında kabul ederse arkadaşlarım ve ben bugün Fenerbahçe forması giymek istiyoruz." der. Fikret ayağı kalkar, Aslan Nihat Bey'e sarılır "Kardeşim" der. Fenerbahçe o gün Galatasaraylı futbolcuların takviyesiyle maçı 4-0 kazanır. 910Tl ödül alır kazanan takım olan Fenerbahçe. Bütün varlıkları yandığı halde Fenerbahçeli futbolcular bu parada Galatasaylı meslektaşlarımızın da emekleri var, onlara haksızlık etmemek için 910 lirayı kulübün kasasına koymak yerine Kızılay'a bağışlarlar. Benim izlemek istediğim futbol bu.


Share:

Copyright © Bir İzmirlinin Kaleminden | Powered by Blogger
Design by SimpleWpThemes | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com