Alıntılar - Altı Çizili Satırlar

Öküz her gittiği yerde sabana koşulmaya mahkumdur. İşçi nereye gitse, en acımasız bir şekilde sömürülmeye mahkumdu.

Sefaletimizin kaynağını gökyüzünde değil, yeryüzünde aramak gerekiyordu.

Hapishane müdürü öylesine alçak bir adamdı ki,mevkiinin ona sağladığı nimetlerden yararlanmak için, nefret ettiği bir rejime hizmet etmekten çekinmiyordu. Sırf fahişelik uğruna fahişelik yapanlar ondan daha değerliydi bence.

"Biz komünsitler," diyordu Dimitrov, "başka partilerden farklı mücadele yöntemleri kullanırız; ama faşizme karşı savaşmakta kendi yöntemlerimizi kullanmakla birlikte, başka partilerin kullandığı mücadele yöntemlerini de destekleriz. O yöntemler yetersiz olabilir ama faşizme karşı olmaları şarttır."
Fernando Almagro, "13. Alfonso'nun Saltanat Tarihi" adlı yapıtında  şöyle diyor: "Kral ve ordu, milletin kaderine hükmediyor. Nispeten yeni sosyal güçler olan plütokrasi, memur tabakası ve basın mensupları ise, birbirine hizmet ediyor, ötekini taklit ediyor, her ikisine de boyun eğiyor ya da her ikisini sömürüyor."

Şimdiye kadar anarşistleri destekleyen köylüler, kullandıkları şiddet yöntemleri ve ünlü komitelerin zorla tahsil ettikleri vergiler yüzünden, onlardan soğumuştu. Anarşistler, köylüleri kooperatiflere girmeye zorluyor ve toplum yararına değil de kendi komiteleri yararına, topraklarını ellerinden alıyordu.

Şerefli barış, faşist barışı, cezaevlerinin ve mezarlıkların barışı, binlerce aileyi yasa boğarak İspanya üzerinde egemenlik kurdu.

04.05.2015
Öncelikle yaptığınız şeylerin kölesi olmayın; mutlak doğrunuz, "insanlar eşya için değil eşyalar insan için" olmalıdır.

İnsanların başlarında yöneten biri olmadan çalışmayacakları fikri, hem sağduyuya hem de gözlemlenmiş gerçeğe aykırıdır.

Benim idealim, tüm doğal kaynaklar sonsuza kadar bedava olmalıdır, birey eğer isterse kendisi için gerekli olan her şeyi üretebilmelidir, böylece kendi işini yönetmeye ya da arkadaşlarının çalıştığı dönemlerde çalışmaya ihtiyacı olmaz. Bence o günler gelebilir ancak bu yalnızca üretim şekillerinin ve insan zevkinin gelişimi ile olacaktır. Bu sırada hep bir ağızdan, denemek için, özgürlük diye bağırırız.

İlk ve son kez, şunun farkına varın; insan, vaaz verilecek ve kitaplardan kopyalanan düsturlarla ahenk içinde tutulacak ya da çıkarımlarla hareket edecek ya da duracak, beynin ön odasına bağlı, iyi düzenlenmiş, küçük fikirler yumağı değildir.

Anarşizm, beden için olduğu kadar ruh için de özgürlük demektir, - her nefeste her sürgünde.

 Bir insanın yapabileceği veya söyleyebileceği en saçma, en alakasız şey, yardım ya da destek için yanına gelen grevciye "hakkınızı sandıkta arayın!" demektir, hem de en yakın seçime, altı ay, bir yıl hatta iki yıl varken.


04.02.2015
Özgür insanın tek bildiği şey, bedensel idmanlar ve zeka oyunlarıydı.
Kapitalist toplumda çalışma her türlü entelektüel yozlaşmanın, organik deformasyonun nedenidir.

Çağımızın çalışma yüzyılı olduğu söyleniyor; aslında acının, sefaletin ve çürümenin yüzyılı.

Modern minatör olan kapitalist atölye ülkeyi çoktan fethetmişti; insan emeğine duyduğu açlık içinde, işçilerin imanlarını bir güzel gevretebilmek ve içlerindeki çalışma aşkını daha iyi ifade ettirebilmek için aile ocaklarından söküp almıştı onları. Binlerce işçi makinenin sesine koşturuyordu.

Yoksul uluslar, halkın rahat ettiği uluslardır; zengin uluslarda ise halk genelde yoksuldur.

Avrupa uluslarının ulusal orduları yoktur. Onların paralı askerlerden oluşan orduları vardır. Bunlar kapitalistleri on saat maden ocağına ya da dokuma tezgahına mahkum etmek isteyen halkın öfkesine karşı korur.


22.01.2015 
Yoksulluğu yaratan yoksullar değil, zenginlerdir.

Irmakta boğulan her çocuğu kurtarabilirsiniz, fakat ırmağın yukarısına çıkıp çocukları ırmağa atan herifleri durdurmazsanız, asla gerçek bir çözüme ulaşamazsınız.

Küresel kapitalizmin 500 yıllık tarihinin bize bıraktığı miras iliklerimize kadar işlemiş bir ırkçılık oldu.

Medya sahipleri bilgili ve düşünen bir halk istemez; onlar, çalışanlar/tüketiciler rolüne sıkışıp kalmaya isyan etmeyen mal müptelaları ister.

Oyun yazarı Julian Beck'in de haklı olarak belirttiği gibi, "onlar" diye baktığımız kişiler kılık değiştirmiş "bizler"dir.

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

BlogSözlük

blog sözlük

Son Yorumlar

Google+ da takip et!

Rastgele Yazılar

Blog Listem

Follow by Email

Blogger tarafından desteklenmektedir.