18.07.2016

Darbe, Faşizm, Devrim

Ben İspanya iç savaşıyla ilgili bir anlatı-otobiyorafi okuyup bir de film izlemiştim aslında onlarla ilgili yazacaktım. Kitap ve film yorumlarını iyi yapamadığımı bilsem de belki bir hafta içinde yayınlarım. Ülkenin göstermelik bir darbe ile bir iç savaş yaşama olanağı olduğunu düşününce ileri bir tarihe erteledim.

Bir siyaset bilimci, tarihçi, çok görmüş geçirmiş biri değilim. Aslında ismimin başına koyabileceğim bir ünvanım da yok. Sadece haberleri takip edip, tarihle biraz ilgileniyorum. Öncelikle şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki siyasi iktidarı ve meclisteki diğer partileri sevmesem de her türlü askeri darbeye karşıyım. Eğer bir iktidar görevden gidecek ise bu seçimle ya da halkın canına tak ettiyse (o eşik Türkiye halklarında çok yüksek neler gördükte bana mısın? demedi ) halk devrimiyle gider ki en iyisi halk devrimidir. Çünkü bizim kazandığımız bir cumhuriyet yok ortada ya da yaptığımız devrim Mustafa Kemal bize hepsini altın tepside sundu. Emek vermediğimiz için kıymetini bilemiyoruz.

Darbe, Faşizm, Devrim.

Alman ya'da faşizmin hüküm sürebilmesi için, Alman parlamentosu'nun işlevini yitirmesi gerekiyordu. Almanya parlamentosu 27 Şubat 1933 gecesi ateşe verildi. (Bu yangının adı tarihe Reichstag yangını olarak geçti. Reichstag Alman parlamentosu'nun toplandığı yerin adıdır.) Hitler azınlık hükümetinde idi.

Yangın gecesi Hitler olay yerine gitmekte gecikmedi, Yangın yerini miting alanına çevirdi. Miting alanı olur da meydanda nutuk olmaz mı? Olur efendim başladı nutuk atmaya.
"Artık acımak yok. Kim yolumuza çıkarsa, kafasını keseceğiz. Alman halkı artık merhamet göstermeye tahammül göstermez. Her komünist eylemci nerede görülürse vurulacak. Komünist milletvekilleri bu gece asılmalı.Bu ülkede komünizmle ilgili ne varsa dümdüz edilecektir.Yangın olayının içinde olan sosyal demokratlara da acımamız yok..." Herman Göring de konuşur. "Bu komünist isyanın başlangıcıdır, devam edecekler. Bir dakika bile gecikemeyiz."

Tek başına iktidar olabilmek için elinden geleni yapıyordu. 5 Mart 1933'te genel seçim oldu. Yangın sayesinde Hitler sadece tek başına iktidara değil, aynı zamanda büyük bir güce de kavuştu.

 Hitler kendisi için bir "yetki kanunu" çıkarmak istiyordu. Yasama yetkisini dört yıllığına kendisine devredecek bir yetki kanunuydu bu. Bu kanunu çıkarabilmesi için anayasanın değişmesi gerekiyordu. Anayasanın değişmesi içinse 2/3 çoğunluğa ihtiyacı vardı. Reichstag yangını sonrasında önceden Hiddenburg'a imzalttığı kararnameyi devreye soktu. Ve kendi yandaşları olan nazilerin parlamentodaki sayısal üstünlüğünü sağlayacak kadar muhalif milletvekilini tutuklattı. Tasarı oylanmaya için sunuldu ve oy çoğunluğu ile Hitler diktatörlüğünün meşru temelini oluşturan "yetki kanunu" kabul edildi. Hitler artık hem yasamaydı hem de yürütme, çok geçmeden yargıyı da ele geçirdi...

Sonrası belli zaten Nazi döneminde Almanya'da neler olduğunu biliyoruz. Muhaliflere yapılan insanlık dışı uygulamaları, toplama kamplarını, çalışma kamplarını, milyonlarca insanın nasıl öldürüldüğünü biliyoruz. Ta ki yıkılana kadar.

***

Elimdekileri birleştiriyorum.
-7 Haziran Seçimlerinden sonra başlayan patlamalar, canlı bomba eylemleri.
-Başkanlık sistemi isteği
-Yasama da yürütme de yargı da benim sözü
-Anayasa değiştirme isteği( torba torba, paket paket yasalar)
-Sözde darbe girişimi (darbe değilde, paralellerin birbiriyle çarpışması)
-Tabi daha öncesi var Aydınlar, Gazeteciler tutuklandı, Tsk tasfiye edildi.(Ergenekon, Balyoz v.s.)
-Milletin sokağa çıkması için yaptığı çağrı (Bu çağrı durum kontrol altına alındıktan sonrada yapılabilirdi.)
  "Milletimi meydanlara, havalimanlarına davet ediyorum. Silahlı kuvvetlerimizin içinde bir azınlığın, paralel yapılanmanın teşvik ettiği bir harekettir. Ülkemizin birbirliği, beraberliğine yönelik bir hareket. Bedelini bunlar çok ağır ödeyecektir. Meydanı da onlara bıkamayız. Meydanlarda, havaalanlarında toplanalım. Zaten bu ülkede cumhrubaşkanı olarak bu cumhurun başıyım ve baş komutanım aynı zamanda. Gereği neyse bunun gereği neyse yapılacaktır. Milletime çağrı yapıyorum meydanlara gelin ve meydanlarda bunlara gereken cevabı verin. Tarih boyunca darbeciler başarılı olamamıştır."



Çağrı sonrası sokağa çıkanların yaptıklarını da gördük.
Evet darbe çok kötü bir şey ama ortada bir darbe yok bir anlık oyun, üstelik ne için olduğu da belli. Hiç bir şeyden haberi olmayan erleri dövmek ne demek, erin boğazını kesmek tam anlamıyla vahşet. Ordu ve polis bastırırdı bu olayı, insanlara neden sokağa çıkma çağrısı yapıldı? Kusura bakmayın da bu ülkede dindar nesil yetiştirmek yerine insan yetiştirmek lazım. Yazıyı yazarken de haberleri takip ediyorum. Gericiler Malatya'da Alevilerin yoğunlukta yaşadığı bir mahalleye silah ve bıçaklarla saldırmışlar. Gericiler, halk tarafından püskürtülmüş. Malatya ve Trabzon'da kiliselere saldırmışlar.

Askerlik yapanlar "askerde emir demiri keser" diye söylerler.  Er zurnanın son deliği bile değil. Sokağa çıkan kindar nesil, Kızıldere'de ölümsüz olanlar kadar vicdanlı değilmiş. Bir kısım insanlar sevmese de onları... Mahirlerin etrafını sardıklarında komutanlar megafondan teslim olun çağrısı yaparlar. Mahir "Erleri geri çekin, rütbeliler gelsin" diyerek cevap verir. Zaten sonrasını herkes biliyor...


***

Halkı demokrasi için sokağa dökmek iyi midir? Bilmiyorum. Düşünüyorum ama ben demokrasi nasıl bir şey bilmiyorum. Çünkü tanışmadım, yanımdan da geçmedi. Aynı otobüste okula da gitmedik. Ben hiç görmedim demokrasiyi. Hep eksik bir şeyler vardı demokraside ya da bende.

Kabil'in Habil'i öldürdüğü topraklarda yaşıyoruz. Kardeş kanı bu topraklarda binlerce yıldır akıyor. Savaşın eksik olmadığı topraklardayız. Sürekli aynı yerdeyiz. Ya savaşın ortasında ya da kıyısında, her şekilde yanıyoruz yani. Birbirimizi sevmemizi istemiyorlar. Önce ayrıştırıp sonra nefret etmemizi sağlıyorlar. Sonra mutlu oluyor bunları yapanlar çünkü açlığımızı unutup savaşmaya gidiyoruz. Savaş vahşettir, korku yaratır. Korku faşizmi doyurur. Doyan faşizm güçlenir. Yandaşları sokak ortasında kafa keser. Tıpkı Hitler'in yangın sonrası attığı nutuk gibi. Bizde de böyle olmadı mı?

Mazoşistiz biraz, izliyoruz televizyonda haberleri, okuyoruz internette, gazetede sonra da kendi kendimize acı çektiriyoruz. Bir şeyler yapmalıyız. Güzel günler görelim biraz. Her gün kan her gün savaş, acı. Dünyayı kurtaralım artık be. Kanla değil, silahla değil, Ada şiirindeki gibi mesela. Nasıl diyordu Zülfü Livaneli? Buldum. "Dünyayı güzellik kurtaracak, Bir insanı sevmekle başlayacak her şey." Gidin birilerini sevin, ne bileyim işte abi.. Sokakta yanınızdan geçen sokak köpeğinin başını okşayın. Yanınızdan geçen insanlara gülümseyin, "iyi günler" deyin. Gidin işte abi herkesin sevgiye ihtiyacı var.Unutmayın, sevgi en büyük devrimdir. Yeryüzünün sevginin, aşkın yüzü olacağı tek suçun sevgisizlik olduğu günleri görmek dileğiyle... 
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Bir İzmirlinin Kaleminden | Powered by Blogger
Design by SimpleWpThemes | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com