11.07.2015

20.yy'da Avrupa'nın ortasında bir katliam: Srebrenitsa

1995 yılında 4 yaşlarında küçücük bir çocuktum. Henüz savaşın ne olduğunu da bilmiyordum. Önüme de kağıt ve kalem bıraktıklarında benden mutlusu da olamazdı. Küçükken ne kadar çabuk mutlu olabiliyordum. Şimdi de küçük şeylerden mutlu olabiliyorum ama insan büyüdüğünde çocukken içinde sürekli olan o kelimelerle ifade etmekte zorlandığım mutluluğu kaybettiğimin farkındayım.. Büyümek çok boktan... En azından benim için öyle. Öğrenmeye başladığında geçmişi, tarihi bir şeyleri anlamaya başlıyorsun. Öyle ders kitaplarını ya da okulu demiyorum. Ders kitaplarındaki özetleri de geçiyorum. Çünkü okullarda tarih karşılaştırmalı olarak verilmiyor ve aldığımız bilgi yarım oluyor. Karşılaştırmalı olarak tarih okumaya başladığında ilk öğrendiğin şey; "savaşın kazananı olmaz"  sözünü destekliyor. Genel olarak dünya tarihinin savaş, kan, gözyaşı ve katliamlar yazdığını görüyorsun. Barış'ı ararken bulduğun tek şey Savaşlarda maddi ve manevi olarak tükenmek üzere olan tarafların, savaşa katılmayan ülkelerin birinin hakemliğinde imzaladıkları anlaşmalarla onayladıkları mola olarak tarif edebilirim.


Okuduğum kadarıyla Srebrenitsa'ya savaş diyemiyorum. Yugoslavya iç savaşından sonra Yugoslavya!nın dağılmasıyla devam eden süreç sonunda aynı topraklarda kurulan devletlere ( Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya ,Makedonya, Sırbistan, Karadağ ,Kosova) yerini bıraktı. Hemen akabinde üç yıldan fazla süren Bosna savaşı patlak verdi, savaşın sonlarına doğru ise Srebrenitsa katliamı gerçekleşti. Srebrenitsa farklı hemen değineyim. Birleşmiş Milletler Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan edip, bölgeye dört yüz silahlı Hollanda barış gücü sevk etti. Boşnakların silahları toplandı. Bu silahlı barış gücünün varlığı Boşnaklardan çok Sırplara yaradı. Barış gücü gelmese belki Boşnakların ellerindeki silahlar toplanmayacak ve Sırplara karşı kendilerini savunabilme şansları olacaktı. Birleşmiş Milletlerin yaptığı ise koyun sürüsünün içinden çoban köpeklerini çekip, kutlları ve çakalları sürünün içine salmaktan başka bir şey değil. Bosna da ki barış gücü komutanı,.Hollandalı generalden aldığı emir doğrultusunda askerleri ile birlikte bölgeyi ter etti. Şehrin güvenliğinden sorumlu olan Silahlı Hollanda barış gücü şehri içindeki yirmi-beş-bin kişile Sırplara teslim etti. Daha sonra Sırp generalin Hollandalı komutuna hediye verdiği görüntü ortaya çıktı. Bir hafta süren katliam, İkinci dünya savaşından sonra insanlığa yapılan en büyük suç olarak tarih kan ve gözyaşı yazan sayfalarında yerini aldı Lahey Adalet Divanı bir hafta süren katliamın "soykırım" olduğunu kabul etti. Ancak Sırbistan'ı soykırımdan sorumlu tutulamayacağına karar verdi.



Şimdi Srebrenitsa hakkında düşündüklerimi yazıyorum kısa bir şekilde. 

Önceden hazırlıkları yapılmış tiyatro oyunu gibi bir kıyım.Hem de yirminci yüzyıl avrupasının ortasında hem de avrupa devletlerinin, hatta dünyanın seyirci kaldığı ,belkide bazılarının oyun bittiğinde ayağı kalkıp, önlerini ilikleyip alkışladığı bir oyun olduğunu düşünüyorum. İlkelerim gereği, Nato ve Birleşmiş Milletler gibi örgütlere güçlü devletlerin (Abd de olabilir, Rusya da Çin de Türkiye bile yayılmacılık politikası uygulayıp bir yerleri sömürse Türkiye'ye de karşı olurum.) yayılmacılığı  ile birlikte karşıyım. Birleşmiş Milletler, Nato küresel güçler dünya üzerindeki savaşları, terörü, açlığı sonlandırabilir. Eğer bugün hala terör açlık, savaş varsa bunun nedeni Birleşmiş Milletler ve Nato'nun kendi çıkarlarını düşünen küresel ve sömürgeci terör örgütü olduğunu gösterir. Eğer öyle olmasa Amerika petrol ve değerli madenlerin olduğu yere demokrasi götürmezdi. Ya da bu gün Afrika halkları dünya üzerindeki neredeyse bütün altın madenlerinin üstünde yaşarken açlıktan ölmezdi.

Şunu unutmayalım ki Einstein'ın dediği gibi "Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden de değil dünyayı kötü yapan şeyin nedeni. Durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden dünya kötü bir yer." Bir de Srebrenitsa'da ki gibi vahşetin çığlıklarını duymayan insanlar yüzünden.
...

İnsan olmanın gereği yeryüzündeki tüm canlılara yapılan zulme ve haksızlığa ses çıkarmayı gerektirir, yalnız olsan bile..
Srebrenitsa'yı unutmadık! 




Share:

4 yorum:

Copyright © Bir İzmirlinin Kaleminden | Powered by Blogger
Design by SimpleWpThemes | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com