22.06.2015

Futbol

Futbolu çok severim. Çocukluğum sokakta top peşinde koşarak geçti. Dizlerim hep yara içindeydi. Belki de doksanlı yıllarda doğanlar olarak bizler, sokakta oyun oynayarak büyüyen son nesiliz.

Lise yıllarından beri bir takım tutmuyorum. ailemin çoğunluğu Fenerbahçeli.

Babam Fenerbahçeli olsa da rakip takımdaki iyi oynayan Futbolcuları destekler, iyi oynayan sporcuları. Lefter gibi mesela, Metin Oktay, Baba Hakkı, Metin Kurt.. dedemden, babamdan öğrendiğim sporculardır.

Benim desteklediğim bir isim de Bilic idi. "Futbol sosyalist bir oyundur" dediğinde benden artıları topladı.

Futbol ayrımcılığa, ırkçılığa karşı biraz Lefter Küçükandonyanis'tir. Milli takımımızda onlarca gol atmıştır Lefter. Metin Oktay'dır biraz, Göztepe'nin Galatasaray'ı 1-0 yendiği bir maç sonrasında kendisini markaja alan ve maç boyunca nefes aldırmayan 18 yaşındaki defans oyuncusunun Metin Oktay ile fotoğraf çektirmek istemesi üzerine, Metin Oktay "Sen benimle değil, ben seninle resim  çektirmek istiyorum demiştir". Fenerbahçe ile şeref stadının çamurlu ortamında oynanan Fenerbahçe Beşiktaş maçında iki farkla Beşiktaş galiptir. Maçın ortasında Beşiktaş atakları art arda devam ederken orta sahada Fenerbahçe kaptanının yanına gelerek " Arkadaşlara söyle biraz maça asılsınlar, bu maçın zevki böyle çıkmaz" diyen Baba Hakkı'dır futbol. Futbol alanında ilk kez sendikal faaliyet başlattığı için spordan afaroz edilen Metin Kurt'tur birazda.

Onların oynadığı dönemler belkide futbolun içine bu kadar piyasacılık girmemişti. Belki de aynı bugünkü gibidir, bilmiyorum. İki takım taraftarlarının yan yana karşılaşmaları izlediği dönemlerde yaşamadım. Tekrar öyle olmasını isterim.

Futbol da dayanışmadır zaten. 1932 Büyük İstanbul yangını sırasında Fenerbahçe'nin ana kulüp binası, antereman sahası yani Fenerbahçe'nin bütün varlığı tek günde kül olur. Fenerbahçe'nin de iki gün sonra Selanik ile maçı vardır. İki gün sonra maça çıkmaları lazım. Futbolcular borç alarak Fenerbahçe forması yaptırırlar. Taksim Spor, Beşiktaş gibi İstanbul'un ünlü kulüpleri Fenerbahçeye yardım toplarlar. Bu haberi duyan futbolcuların yüzü biraz gülümser. Fakat bir çok futbolcu kendi evi barkı da yandığı için maça gelemez. Selanik karşısında maça çıkmak için soyunma odasında Fenerbahçe bekler. Soyunma odasının kapısı birden açılır, kapıyı açan kişiye Fenerbahçe kaptanı Fikret Arıca dikkatli şekilde bakar. Gözlerini kapıdaki gençten alamaz ve "Sizin burada ne işiniz var" der. Kapıda görülen Galatasaray'ın bugün bile Aslan lakabıyla anılmasının sebebi Galatasaray kaptanı Nihat, Aslan Nihat Bey ve yanında beş Galatasaraylı dostu kapıda dururlar, Aslan Nihat Bey " Fikret siz bu haldeyken biz evimizde oturamazdık. Eğer arkadaşlarında kabul ederse arkadaşlarım ve ben bugün Fenerbahçe forması giymek istiyoruz." der. Fikret ayağı kalkar, Aslan Nihat Bey'e sarılır "Kardeşim" der. Fenerbahçe o gün Galatasaraylı futbolcuların takviyesiyle maçı 4-0 kazanır. 910Tl ödül alır kazanan takım olan Fenerbahçe. Bütün varlıkları yandığı halde Fenerbahçeli futbolcular bu parada Galatasaylı meslektaşlarımızın da emekleri var, onlara haksızlık etmemek için 910 lirayı kulübün kasasına koymak yerine Kızılay'a bağışlarlar. Benim izlemek istediğim futbol bu.


Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Bir İzmirlinin Kaleminden | Powered by Blogger
Design by SimpleWpThemes | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com