6.05.2015

Kitap: Gülünün Solduğu Akşam - Erdal Öz


"herkes ne zaman ölür
elbet gülünün solduğu akşam."
turgut uyar


Üç gündür her gece biraz biraz okuyorum. Erdal Öz okuyorum. Gülünün solduğu akşam. Zamanlamam da iyi asıldıkları gün olan 6 Mayıs da kitabı bitirdim. Roman değil, kurgu da değil. Anlatı diyebiliriz. Ki zaten kitabın üzerinde de “anlatı” diye yazıyor.

Anlatımız Mamak Cevaevinde başlıyor 30.6.1972 Erdal Öz ile Deniz'in ilk görüşmesi. Aradan 3 ay geçecek Deniz Gezmiş ile bir görüş günü karşılaşacaklar. Deniz ile çay ocağında edebiyattan konuşacaklar. Sonra Deniz, “Ernesto'yo güzel yazmıştın. Sen iyi belgeliyorsun. Belgeye dayalı şeyler yazmalısın. Yazmalısın. Bizide sen yazmalısın” diyor.
...


Deniz Gezmiş Anlatıyor bölümünden bir kaç alıntı.

“Yürü, dedim.
Arabasına bindik.
O sıra mahalle halkıda toplanmış gürültümüze.
Biri de, elinde silah üstümüze geliyor.
At o silahı elinden! Dedim gelene.
Attı silahı yere.
Dağılın! Dedim kalabalığa.
Kalabalığın ayaklarınınn dibine, yere birkaç el ateş edince çil yavrusu gibi dağıldılar.
Niyetim gidip Yusuf'u bulmak.
...

vurduk kayseri yoluna.
adam soruyor yolda: kimim? neyim?
adımı söyleyince çok şaşırdı. hiç beklemiyordu.
karısının eline bilerek ateş etmediğimi söyledim.
baktım da, kızgın değildi bana ama şaşkındı.
astsubaymış.
cebimde 525 liram vardı. 25 lirasını kendime ayırdım. 500 lirayı astsubaya verdim.
sigaram kalmamıştı. sigarasını aldım.
kar yine başlamıştı.
...

o sahneyi çok iyi somutladım:
idam günü gelip çatınca o sevdiğim, alıştığım giysileri giyeceğim: postallarımı, parkamı.
beyaz ölüm gömleğini giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim. kesin. direneceğim ve giymeyeceğim.
öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim.
yok, tıraş falan da olmayacağım.
gidip, oturup önce bir sigara yakacağım orada.
sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim.
ha bak, rodrigo'nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. bak, bunu çok isterim. sanırım, asılacak bir insanın son isteğini geri çevirmezler. bunu isteyeceğim.
...

Yusuf Aslan Anlatıyor bölümünden birkaç alıntı.

Sivas Emniyet Müdürü, yaşamamdan umudu kesmiş olmalı ki, ölmeden önce ifademi almaya çalıştı. Görevini eksiksiz yapmaya çalışıyordu. Ameliyat masasındaydım vebaşıma dikilmiş sorular soruyordu.
Nereye gidiyordunuz?
Diyarbakır dolaylarına.
Ne yapacaktınız orada?
Sığınabileceğimiz bir köy bulursak orada kalacaktık, olmazsa dışarı çokacaktık.
Komünist bir ülkeye mi sığınacaktınız?
Komünist olmayan bir ülkeye gidecektik.
Böyle sormuştu, böyle söylemiştim. İfademde yazılıdır bunlar.

...

buraya, mamak cezaevi'ne gelmeden iki gün önce babamla konuştum. burada görüş olmadığını söyledim.
"belki bir daha görüşemeyiz baba, bu son görüşmemiz olabilir." dedim.
çok üzüldü.
"ben bir adamını bulurum." dedi.
kalktı. sendeledi. düştü yere. gözleri bana dikilmişti. çıkardılar.
ağzından kan gelmiş dışarıda; ağlıyormuş. üzüntüden mide kanaması geçirmiş. hastaneye kaldırmışlar.
...

Mete ve irfan'ın işkence bölümlerini okurken sayfalar ıslandı gözyaşlarımdan. Okurken hayranlık duydum, yüreğim parçalandı, inanmak istemedim olacaklara, korkulanın olduğunu bildiğim halde. İşkencelerin anlatıldığı sayfaları okurken. Yaşar Kemal 'in Merhaba şiiri geldi. “Zulümlerde işkencede ölümde bükülmeyen kola güce merhaba” diye yazıvermişim kitaba artık nasıl bir ruh halim vardı bilemiyorum. O bölümü bitirdikten sonra

Kitabı ”Avukatlar Askeri yargıtay ikinci dairesine başvurarak kararın bozulmasını isterler. Askeri yargıtay kararı bozar, ancak üç kişinin idamını yerinde görür. Bunlar Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan'dır. Olay TBMM'ye de gelir. Meclis Konuyu görüşme kararı alır. Meclis'te senato da konu görüşülür. Adalet Partililerin tam olarak katıldığı oturumda ellerin çoğunluğu, bu üç gencin asılarak öldürülmeleri için havaya kalkar. Bir başka dönemde asılan üç kişinin Mederes'in Zorlu'nun, Polatkan'ın öcünü almak ister gibidirler.” bu paragrafa kadar okuyana kadar neden asıldıklarını bilmiyodum. Çünkü denizlerin eline hiç kan bulaşmamıştır. İntikammış mesele üç-üç bitirmişler maçı...

Altını çizdiğim satırları yazmak isterdim ama siz bu kitabı okuyun. Sondaki mektuplar ise kitaba ayrı bir hüzün katmış. Bitirdiğimde hatta okurken ağladığım tek kitap...

Tarih halkının özgürlüğü için savaşanları yazar Mustafa Kemal'i yazdığı gibi, Deniz'leri de yazmıştır.  Türküler kahramanların ardından yakılır. Ege'de Efeler için, Çanakkale de şehitler için, Şarkışla da Denizler için...

 06.05.15

Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Bir İzmirlinin Kaleminden | Powered by Blogger
Design by SimpleWpThemes | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com